Yüzü Güzel Olanların Yanında Hayrı İsteyiniz

Bir gün Hz. Ali [kerremallahu vechehu] ölüm anında bulunan veya ölmüş olan bir kişi görür. Yere düşmüş, kıbleden dönmüş olarak yatıyor. Bu adamın yüzünü bari kıbleye döndüreyim diye düşünür. Tutar kıbleye döndürür. O adamın cesedi yine aksi tarafa döner. Tekrar kıbleye çevirir, adam yine döner. Bu durum üç defa tekrar eder. Hz. Ali bu sırada şöyle bir ses duyar: “Onu bırak ya Ali! Bir kimsenin yüzünü ben döndürdüysem, artık kimse onu diğer tarafa döndüremez. Benden yüz çevireni ben böyle yaparım.” Bu hitap üzerine Hz. Ali de o adamı bırakır.

Evet böyledir. Allah Teala’nın aziz ettiğini kimse zelil ve hakir edemez; zelil ve hakir ettiğini de hiçbir kimse aziz edemez. Bu yüzden hiçbir şeye güvenmemek, Cenab-ı Hakk’a sığınarak başımızın çaresine bakmak lazımdır.

Her işimizi yarına, ahirete bırakmak ve bağlamak olmaz. Zira bilmeyiz ki orada nasıl olur? Nasıl olmaz? Şimdiden, bugünden yakınlık ve vuslat yolunu tutup, hesap ve kitabımızı buradayken sağlama bağlamak lazımdır. Saadet ve selamet de bundadır. Hak Teala’ya yaklaşma ise her vakit söylüyoruz; Evliyaullaha muhabbetle, onlara hizmet ve yakınlıkla olur. Bu işin bundan başka yolu yoktur. Evliyaullaha muhabbet ve hizmet etmek, onlarla alaka ve yakınlık kurmak ibadetlerin en büyüğü, kulluğun en yücesidir. Onlardan ayrı ve uzak kalmak ise her kemalden mahrumiyete, ebedi hüsran ve perişanlığa sebeptir. Hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: “Yüzü güzel olanların yanında hayrı isteyiniz.” Buradaki yüz manevi yüzdür, yüzü güzel olanlar ise Evliyaullahtır. Hayır ve selamet ancak bunlardan olur. Allah’a başka kapı, başka yol yoktur. Bunlara kavuşma ve tabi olma tek çıkar yoldur…

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.