Ya Peygamberler Olmasaydı

Nakşibendi Mürşitlerinden İmam-ı Rabbani kuddise sırruhu peygamberlere iman konusunda Mektubatında şöyle der:

Bütün peygamberler Allah’ın rahmet kaynaklarıdır. Cümle alem onlar aracılığıyla ebedi kurtuluş bahtiyarlığına erişmiş, nice belalardan onlar sayesinde emin olmuştur. Eğer peygamberler olmasaydı hiçbir şeye ihtiyacı olmayan Allah Teala bu alemde hiç kimseye yüce zatını ve sıfatlarını bildirmez, bir işarette bulunmazdı. Sonuçta faydası yine kullara yönelik olan ve her biri ilahi lütuf olan emirlerini yerine getirme, yasaklarından sakınma sorumluluğunu hiçbir kula yüklemezdi. Yine aynı şekilde Allah Teala’nın nelerden razı olduğu, nelerden razı olmadığı sorusu cevap bulamazdı. Bu en büyük nimetin şükrü hangi dille yerine getirilebilir! Ve bu şükür görevini yerine getirmeye kimin kudreti olabilir! Bizlere nimet veren, İslam ile Şereflendiren ve peygamberlerini tasdik edenlerden kılan Allah’a sonsuz hamdolsun.

Bu büyük peygamberlerin Allah’ın zatı ve sıfatları, haşir, peygamberlerin gönderilmesi, meleklerin indirilmesi, vahyin gelmesi, ebedi cennet nimeti ve cehennem azabı gibi konularda insanlara bildirdikleri şeyler hep aynıdır. Onların tebliğlerdeki farklar, dinin ayrıntılı konularındaki hükümlerle alakalıdır. Bunun hikmeti, Allah Teala her dönemin peygamberine o zamana uygun hükümleri bildirmesidir. O peygamberleri dönemine ait hükümlerle sorumlu tutmuştur. Nitekim bazı hükümlerin kaldırılıp değiştirilmesi de Allah Teala’nın takdir ettiği birtakım hikmet ve yararlara dayalıdır, Genelde müstakil bir şeriat sahibi peygambere önceki zamanlarda gelen hükümlerden farklı bazı hükümler gelmiştir. Peygamberlerin ittifak ettiği sözler işe, Allah Teala’dan başkasına ibadet edilmemesi ve şirkten uzak durulması esasına dayanır. Bu şeref peygamberlere ve onlara tabi olanlara mahsustur. Bu nimetle başkaları şereflenememiş, peygamberlerden başka kimse bu kelimeleri söyleyememiştir.

Peygamberleri inkara kalkışanlar, Allah’ın birliğini kabul etseler de ya müslümanları taklit etmişlerdir ya da Allah’ın ibadeti hak ettiğini kabullenmemişlerdir. Müslümanlar yani peygamberlere uyanlar ise hem varlığının zorunlu olması konusunda hem de ibadete layık olması hususunda Allah’ın birliğini kabul etmişlerdir. Nitekim “la ilahe illallah” cümlesini söylemekten maksat, batıl ilahları ret, gerçek olan ilahı kabulden ibarettir…

Semerkand Dergisi Ekim 2021


 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.