Şeytanın En Yakını Dünyadır

Neden Şeytanın En Yakını Dünyadır?

İnsanlar ibadet ve taate, zikir ve fikre, sohbetlere ve bir arada bulunmaya devam ederlerse şeytan ne yapacağını şaşırır. Onun aldatma aracı dünya olduğu için, hemen dünyaya koşarak, “Ne yapacağız? Bunlar ibadet ve taatle, zikir ve fikirde özellikle sık sık sohbet meclislerinde bulunuyorlar, bunları bu hallerden nasıl ayıracağız, nasıl alıkoyacağız?” diye sorar. Dünya da ona cevaben, “Sen merak etme… Şimdi onlar ibadetten, zikir ve fikirden özellikle bu toplanma ve sohbetlerden ayrılıp dışarıya çıktılar mı ben derhal onların her birini bir yolla farklı maksatlarla, çeşit çeşit emel ve arzulara sevkederim. Onların fikirleri dağılıp perişan olurlar; ne huzur ve şuurları kalır ne de başka şeyleri… Artık seni endişelendiren Allah ve ahiret işine olan düşkünlüklerini de terkederler” der.

Bakınız düşmanlarımız bizim için ne gibi hileler ve tuzaklar tertip edip duruyorlar. O halde bizim de çok uyanık davranmamız lazımdır. Nasıl ki şimdi bu mecliste, bu odada gönüllerimizi arındırıyoruz, zikir ve fikrimizle meşgul oluyoruz; dışarı çıkınca da yine zikir ve fikrimizi terketmemeye, rabıtamızdan ayrılmamaya çok dikkat ve gayret etmeliyiz.

Ama dünya işlerimiz de varmış… varsın olsun… Eğer dünya işlerimizi de Allah için görür ve yaparsak bilin ki o da ibadettir. Çoluk çocuğun geçimini sağlamak veya Allah’ın kullarından birinin herhangi bir işini halletmek, bunları da kendimiz için değil, sırf Allah için işlemek ve yapmak, aynen ibadet etmek gibidir. Hem de alelade değil, pek büyük bir ibadettir. Dünya işlerimizi yapmak ayıp değildir. Yalnız usulünü bilmek, bunları kendimiz için değil, yine Allah için yapmak ve niyetimizi böylece düzeltmek lazımdır.

Kendi nefsimiz için yapacağımız her şey çirkindir, fenadır ve haramdır. Allah için yapılacak her şey ise güzeldir, meşrudur, yakınlık ve vuslat sebebidir.

Nakledildiğine göre, bir zaman Medine-i Münevvere’de veya Mekke-i Mükerreme’de biraz kıtlık olmuş… Şam’dan birtakım zengin tüccarlar gelmiş. O sırada Resûlullah Efendimiz de [sallallahu aleyhi vesellem] hutbede imişler. İmanları biraz zayıfça olanlar, Peygamber Efendimiz’i hutbede bırakarak gelen Şamlı tüccarları seyre gitmişler. Rivayete göre tam o sırada şu âyet-i kerime nâzil olmuş:

“Onlar bir ticaret ve eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona giderler ve seni ayakta bırakırlar. De ki: Allah’ın yanında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha yararlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır” (Cum’a 62/11),

Bu âyet-i celilede ifade buyrulan ve Allah katında hayırlı olduğu beyan edilen şey nedir? Evet o şey bizim salih amellerimizdir, zikir ve fikrimizdir. İhlâs ve muhabbetimiz, tevekkül ve teslimiyetimiz, sözümüze ve ilâhî hukuka riayetimizdir. Bunları yapmakla dünyayı bırakmamız, terketmemiz gerekmez. Yalnız, Mevlâmız’ı unutmadan, ticaretimizi de ziraatımızı da yaparız. Ancak, başarı veya kazancımızı kendi çalışma, zeka ve gayretimizden veya Ahmed’den ve Mehmed’den bilmeksizin, Hâlik ve Rezzâk, Hâdî ve Müveffik, Mâni ve Muffi olarak ancak ve muhakkak Hak Teâlâ’yı biliriz… O kadar… O zaman her şey ve her iş yerine oturur ve güzel olur.

Böyle olmayan işimiz ve dünyamız Mevlâ-yı Müteâl hazretlerinin rızasını kazanmaya, yakınlık ve vuslatımıza en büyük mani ve perdedir. Yol kesicilerin üçüncüsü olan böyle bir dünya ile olmamız, ebedî hüsran ve felaketimize yol açan başlıca unsurdur.

Âyet-i celilede,

“Huzurumuza çıkacaklarını beklemeyenler, dünya hayatına razı olup onunla rahat bulanlar ve âyetlerimizden gafil olanlar yok mu, işte onların kazanmakta oldukları (günahlar) yüzünden varacakları yer ateştir!” (Yunus 10/7-8) buyruluyor.

Dünya hayatına razı olup kalanların ve onunla mutmain olanların ilâhî âyetlerden habersiz oldukları ve kazandıkları şey sebebiyle gidecekleri yerin cehennem olduğu çok açık bir şekilde ifade olunuyor.

Yine bir âyet-i celilede:

“İşte onlar, ahirete karşılık dünya hayatını satın alan kimselerdir. Bu yüzden ne azapları hafifletilecek ne de kendilerine yardım edilecektir” (Bakara 2/86) buyruluyor. Böylelikle, bâki olan ahiret hayatını feda edip de fâni ve geçici bir gölge olan dünya hayatını satın alanların azaplarının hafifletilmeyeceği ve hiçbir taraftan şefaat ve yardıma mazhar olamayacakları ferman buyruluyor. Rabbimiz muhafaza buyursun… Amin.


 

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.