Rabbimiz’den Gelen Rahmet Esintileri

Rızık iki türlüdür: Maddi rızık, manevi rızık. Kur’an-ı Kerim’de, “Allah’ın rızkından yiyiniz” (Mülk 67/15) buyruluyor. Yerden çıkan rızık da Allah’ın verdiği rızıktır, ama ayetteki rızık, manevi, ruhani ve rabbani olan rızıktır. Görünen ve maddi olan rızık kesilince insanın ölmesi nasıl mukadder ve kaçınılmaz ise, manevi rızık da kesilirse insanın iç alemi ölür ve böyle bir insanda yalnız nefsani hayat kalır ki böyle olanlar hayvan, hatta hayvandan da aşağıdırlar. insanda birkaç türlü ruh vardır: “Tabii ruh, hayvani ruh, nefsani ruh” … Bunlar hayvanlarda da vardır. Bir de “insani ruh” vardır ki insanoğlunun, yaratılanların en seçkini olması bu yüzdendir. Bunlardan başka, bir de “Ruhu’l-Kudüs” ile yeni ve taze bir hayatı bulmak vardır ki bu ruha Kur’an-ı Kerim’de birçok yerde ima ve işaret buyrulmuştur: “Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine insanlar arasında yürüyebileceği bir ışık verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde kalıp ondan hiç çıkamayacak durumdaki kimse gibi olur mu?” (En’am 6/122) ayet-i kerimesi bu ruha, ima ve işaret olarak değil, açık bir delildir. Böyle bir hayat ise ancak hayat sahibi bir mürşid vasıtasıyla kazanılabilir. Peygamber Efendimiz’in, “Yaşadığınız günler içinde Rabb’inizin size gönderdiği nefahat (rahmet esintileri) vardır. Bunların size de dokunmasını sağlayınız” buyurdukları “Allah’ın Kudsi nefhası olan” rahmet esintileri, insan-ı kamilden gelir. Onunla beraber ola ola bu tertemiz ve ebedi hayat bulunur.

Bu sonsuz hayata ait ayet-i şerifelerden biri de, “Erkek veya kadın, mümin olarak kim iyi amel işlerse, onu mutlaka güzel bir hayat ile yaşatırız. Ve mükafatlarını, elbette yapmakta olduklarının en güzeli ile veririz” (Nahl 16/97) ilahi fermanıdır.

Manevi rızık, manevi gıdadır, demiştik. Evet o manevi gıda, o ruhani rızkın gereklerinden idi ki insanlar ervah aleminde Cenab-ı Hakk’ın ilahi hitabını işitmeye muktedir olabildiler ve dillerine,  hitab-ı ilahiye cevap vermek şeref ve imtiyazı ihsan buyruldu. Nice müddet ilahi huzurunda bulunarak, gözlerini de o müşahede sebebiyle rızıklandırdı. Fakat rızıklandırılmış olan, vücudumuzdaki bu kulak, bu lisan ve bu göz değildir. Bunlar birer özel uzuvdur. İşiten, söyleyen ve gören bunlar değildir. O ezeldeki manevi rızkı bulanlar, bugün de gerek haricen ve gerekse batınen, aynı şekilde rızıklanırlar. Rızkın bu türlüsüne vesile olan evliyaullahı ise anlatmak ve niteliklerini saymak mümkün değildir…

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.