Malayani

Peygamber Efendimiz [sallallahu aleyhi vesellem] bir gün ashab-ı güzin hazretleri ile otururlarken, “Şimdi kapıdan girecek kimse cennetliktir” buyururlar. O sırada Abdullah b. Selam hazretleri içeri girer. Daha sonra sahabe-i kiram hazretleri, “Ey Abdullah b. Selam! Sen bu nimet ve bu şerefe neyle nail ve mazhar oldun?” diye Abdullah b. Selam hazretlerinden sual ederler. O da, “Ben aciz bir kulum. Fakat olsa olsa şu iki şey sebebiyle bu nimetin bana ihsan buyrulmuş olması düşünülebilir: 1. Ben asla malayani bilmem. 2. Bende bir kalb-i selim vardır. Belki bunların yüzünden bu nimet ihsan buyrulmuştur” diye cevap verir.

Yine bir gün Lokman Hekim, bir cemaate başkanlık ediyor, onlara vaaz ve nasihatte bulunuyormuş. Beni İsrail ileri gelenlerinden biri oradan geçerken bu hali görmüş ve Hz. Lokman’a hitaben sormuş: “Sen esasen bir kölesin. Ne yaptın da bu halkın başına geçmek şeref ve nimetine nail oldun?” O da şu cevabı vermiş: “İki şeyle bu nimete mazhar ve nail oldum:

  1. Ben emanetim, kendimin emanet olduğunu bilirim.
  2. Malayaniyi terkettim.”

Hulasa, malayani pek fenadır, bundan çok sakınmak lazımdır…


 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.