Karada ve Denizde Fesat Belirdi

Ayet-i celilesinde Cenab-ı Hak, “İnsanların kendi ellerinin kazandığı (isteyerek yaptıkları) şeyler yüzünden karada ve denizde fesat belirdi” (Rum 30/41) buyuruyor. Tefsir alimleri, bu ayet-i celileye çok manalar vermişlerdir. Hepsi doğrudur. Fakat hakikat erbabı “‘berr’ den (kara) amaç bu vücut, ‘bahr’dan (deniz) murat da kalp alemidir” diyorlar. Vücut toprağı, her türlü itiraz ve muhalefetle karma karışık; kalp denizi de varlıkla ve nefsin çirkin huylarıyla dopdolu oldukça, berr (yani vücut) ve bahr (yani kalp) bozulmaya doğru gider. Bunun da insanın kendi elinin kazancı olduğunu Rabbimiz emir buyuruyor.

Bazı ehl-i hakikat da, “Karadaki bozulmadan murat, zahir alimlerinin dilidir ki bunlar halkın mizacına göre şer’i emirleri tevil etmeye küstahça cesaret bulurlar. Denizlerdeki bozulmadan gaye de mürşid görünümündeki kimselerin, yine halkın mizaç ve meşrebine göre, batıni meseleleri tevile cüret etmeleridir” diyorlar. İşte zahir ve batın alimlerinin bu suretle tevillere yeltenmeleri, “karaların ve denizlerin” bozulup gitmesine sebep olur. Alemin bozulması, ademin bozulmasından; ademin bozulması da kalbin bozulmasından meydana gelir. Kalbin bozulması ise batınları düzgün ve salaha kavuşmuş olan Allah dostlarıyla görüşülmedikçe, onlara sevgi, bağlılık ve yakınlık olmadıkça gitmez. Dolayısıyla da salah ve felah da bulunmaz. Bu zamandaki şeytan tiynetli adamların insana verdiği zararı ise, yüz nefis ve bin şeytan edemez. Cenab-ı Hak bunların şer ve zararlarından cümlemizi muhafaza buyursun…

Her vakitte de böyle olmuştur. Enbiya ve evliyayı yalanlayıp inkar ederek onlara her türlü eza ve cefadan çekinmeyenler eksik olmamıştır. Bunun sebebi bu seçkin kulların Hakk’a olan yakınlıklarının fazla oluşudur. Zira, Cenab-ı Hakk’a ne kadar yaklaşılırsa, insanların bela ve dertleri de o nisbette artar.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.