İlahi Rıza Nerededir, Bilinmez

Tüccarın biri iflas eder ve çok fakir düşer. Bir gün bir camiye gider, kapıda bekler. Kimseden bir şey istemediği gibi kimse de ona bir şey vermez. Oraya bir fakir kadın gelmiş dileniyormuş, kucağında da bir çocuğu var, kadın, “Efendiler, biraz para verin, bu çocuk babasızdır ve üç günden beri de açtır” der. Fakat yine kimse bir şey vermez. Bu duruma tüccarın yüreği yanar, kadın ve çocuğa çok acır, kendi derdini unutur ve kadına, “Benimle beraber gel” der ve evine götürür. Arkasındaki hırkayı çıkarır o kadına verir. Kendisi de eski bir şey bulur, örtünür. O gece yatar uyur. Rüyasında cennette gayet süslü ve gösterişli bir köşkte bulunur. Bu köşkün kimin olduğunu sorar, şu cevabı alır: “Köşk senindir. Sen o fakir kadıncağıza hırkanı verdiğin için Rabb-i Zülcelal hazretleri de bu köşkü sana ihsan ve ikram buyurdu.”

Sonra kendisine bir elma verirler ve, “Hele bu elmayı yar” derler. Elmayı yarar içinden bir huri çıkar. “Bu kimindir?” diye sorar. “Bu da senindir” derler. Gayet güzel, müstesna bir huri… Güzel kokusu herkesi mest eder. O sırada kendisi de uyanır, bakar ki o güzel kokular içinde kalmış. Şöyle dua eder: “Ya Rabbi! Eğer hakikaten bunları bana verdiysen, bunlar rüyadan ibaret değilse artık ben burada daha niye durayım. Emanetini al, ruhumu kabzet de buradan kurtulayım. Cenab-ı Hak da duasını kabulle ruhunu kabzeder.

Evet bu adamın verdiği şey ufak ve önemsiz bir şey ise de ne büyük bir nimete kavuşmaya sebep olmuştur. Allah rast getirsin de verelim ve verdiğimiz şeyler yerine ulaşsın ve rıza-yı rabbaniye uygun düşsün. Zira, rıza nerededir bilinmez. Ufak bir bahane ile Cenab-ı Hak insana öyle nimetler ihsan buyurur ki akla hayale gelmez. Yine ufak bir şeyle de insan ilahi nazardan düşer, bu da akla hayale gelmez. Bu, Allah’tır, her şeye kadirdir…

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.