Hayrı ve Şerri, Yaratan Bilir

Kur’an-ı Kerim’de;
Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilmezsiniz” (Bakara 2/216) buyrulmuyor mu?

Nefsimize kötü gelen hakkımızda hayırlıdır ve iyi gelen de şerdir. Biz bunu takdir edemeyiz. Ancak Cenab-ı Hak bilir. Kadir ve Hakim O’dur.

Bakınız, hatta melekler bile bilemedi. Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’inde,

“Hatırla ki Rabb’in meleklere, ‘Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım’ dedi. Onlar, ‘Bizler hamdinle seni teşbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek birini mi yaratacaksın ? ‘ dediler. Allah da onlara, ‘Sizin bilemeyeceğinizi herhalde ben bilirim’ dedi” (Bakara 2/30) buyuruyor.

Bakın, melekler de takdir edemedi. Adem ve evlatlarından hidayete nail olanlar o hilafeti ilahi iradenin gerektirdiği gibi üstlendiler ve yerine getirdiler. Mesela, “Rütbemiz artmıyor” veyahut, “Çok ticaret edemiyoruz” gibi ve buna benzer diğer herhangi bir maksat ve gayemiz gerçekleşmiyor diye üzülür dertleniriz. Buna karşılık, başkalarının rütbe ve ticaretleri süratle arttığı veya terakki ettikleri zaman daha ziyade kederleniriz ve canımız sıkılır.

Bu gibi şeylerden hüzünlenip kederlenmeye lüzum yoktur. Dünyanın aşırı derecede verilmesi, hakikatte o kimsenin aleyhinedir. Bilelim ki dünyevi konulardaki artış ve ilerlemeler, çoğu zaman sonuçta o kimselerin hüsran ve iflasıyla neticelenir. Bu çoğu zaman böyle olmuştur.

Biz Cenab-ı Hak’tan ayrı ve uzak olmayalım da varsın biraz da dünyamız eksik olsun. Ne olacak dünyalığımızı nasıl olsa burada bırakıp gideceğiz.

Evliyaullahtan bir zat vardır. Çöl Arapları’ndandır. Ailesiyle bir arazide bir çadırın içinde yaşamaktadırlar. Bazen yakın yerlere gitmek üzere bir merkebi, namaz vaktini bilmek için bir horozu ve koyunlarını muhafaza için de bir köpeği vardır. Hanımına her gün şöyle der: “Cenab-ı Hak ne yaparsa hayır ondadır, biz bilmeyiz.”

Günün birinde merkebi de horozu da köpeği de ölür. Yine hanımına der ki: “Bunda da bir hayır vardır.” Kadın, “Bunda ne hayır olacak? İşte her üçü de öldü. Bunun daha hayrı falan kaldı mı?” diye söyler. Ne ise o gece yatarlar. Çöldeki eşkıya Araplar gelip o civardaki çadırları basarak, mal ve eşyaları da yağmalayıp ve daha birçok kötülükler ederler. Fakat karanlıkta bu ailenin o civarda yaşadıklarının farkına varamayarak onlara bir zarar veremezler. Böylece çöl Araplar’ının zararından kurtulmuş olurlar. Çünkü geceleyin eşkıya merkep, horoz ve köpek sesi nereden gelirse oraya saldırırlar. Bunların bu üç hayvanı da öldüğünden, eşkıya bunlardan habersiz kalmış oluyor. Sabah olup geceki soygundan haberleri olunca adam karısına der ki: “Bak, sana demedim mi ki her şeyde bir hayır vardır. Merkep, horoz ve köpeğimizin ölümü bizim için nasıl hayır ve isabet oldu gördün mü? Gerçi onlar telef oldu ama, biz komşu çadırlarda yaşayanlar kadar zarar görmedik. Onların hiçbir şeyleri kalmadı, mahvoldular.”

Hakikaten öyledir… Cenab-ı Hakk’ın hakkımızdaki takdirine, hüküm ve kazasına, işlerine ve tecellilerine razı olmamız lazımdır. Hayır ve selamet, kurtuluş ve saadet bundadır…

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.