Dünya ve Ahiret Bir Arada Yürür mü?

Bir gün Behlul-i Dana hazretleri/ Halife Harunürreşid’in göreceği bir yerde büyük bir direğin evvela bir başından tutar kaldırır; sonra bir kere de direğin öbür başını tutar kaldırır. Üçüncü defasında da direğin ortasından tutup kaldırmak isterse de bir türlü kaldıramaz. Harunürreşid, “Böyle ne yapıyorsun?” diye sorunca, cevaben, “Kendi kendime öyle bir denge kurmaya çalışıyorum. Hele bakayım bir dedim, yalnız dünyayı kazanabilir miyim? Baktım ki bu mümkün ve kolay… Bir de yalnız ahireti kazanabilir miyim, diye tecrübe ettim; onu da kolay ve mümkün buldum. Üçüncüde ise, her ikisini bir arada kazanabilir miyim, diye baktım, başarılı olamadım” buyurur.

Bunun üzerine halife ağlamaya başlar ve Behlül’e, “Ne istersen sana vereyim…” der. Behlül de, “Yüzüme konan şu sinekler beni çok rahatsız ediyor. Emret de bunlar benim yüzüme konmasınlar, başka bir şey istemem” der. Halife, “Bu benim elimden gelmez, hükmüm bunlara geçmez” deyince, Behlül, “Pekala bir sineğe hükmü geçmeyen bir kimseden ben ne isteyeyim ki o da bana versin?” buyurur.

Evet, dünya ve ahiretin her ikisini de bir arada yürütmek gerekiyor ve en güzeli de budur. insan ise gayet kabiliyetli ve güçlü bir varlık olarak yaratılmıştır. Bilhassa günümüz insanı daha çok yeteneklere sahiptir. Bu itibarla her ikisini de bir arada yürütmek esastır ve bir mümin için bu, ana gaye olmalıdır. Böyle olursa Allah’ın yardım ve inayeti de o şekilde yar ve yardımcı olur. Fakat bu iş öncelikle, ulvî bir himmet, sahih ve sağlam bir sünnet, güçlü ve kesin bir azim ve gayret ister. Bir de dünya işini bile, yine O’nun için görmek kafidir.

Sadat-ı Nakşibendiyye, “Eğer İbrahim b. Edhem hazretleri, Abdülhalik-ı Gucdüvanî’nin evlatlarından birinin eline geçseydi, tac ve tahtını terkettirmeksizin nail olacağı manevi nimetlere yine ulaştırılırdı” buyuruyorlar. Nitekim, “Cimrilik yok Feyyaz’da, ancak herkes değil talip…” denilmiştir.

Resûlullah Efendimiz de [sallallahu aleyhi vesellem], “ÇaIışınız, kendinizi bırakmayınız. Çünkü herkes ne için yaratılmışsa o iş kendisine kolay hale getirilir”  buyurmuştur. Biz yeter ki zahiri ve batıni emirlere itaat edelim. Başarıyı verecek olan Allah’tır [celle celaluhu]. Yalnız bu yolda tembellik ve gevşeklik olmaz. Bir de “yarın yaparım” yoktur…

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.