Doğru Olmak

"Doğru Olmak" Hadis-i Şerifler

Allah Teala şöyle buyurmuştur:

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve sadıklarla beraber olun” (Tevbe 9/119).

“Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, taate devam eden erkekler ve taate devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah’ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükafat hazırlamıştır” (Ahzab 33/35).

“Allah’a (verdikleri sözde) sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu” (Muhammed 47/21).

Konu ile ilgili Hadis-i Şerifler:

Abdullah b. Mesud’dan [radıyallahu anh] rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber [sallallahu aleyhi vesellem] şöyle buyurmuştur:

“Doğruluk iyiliğe, iyilik de cennete ulaştırır. Bir kimse doğru söyleye söyleye nihayet Allah nezdinde doğru söyleyenlerden yazılır. Yalan ise insanı kötülüğe, kötülük de cehenneme ulaştırır. Bir kimse yalan söyleye söyleye nihayet Allah nezdinde çokça yalan söyleyenlerden yazılır.”


Ebu Muhammed Hasan b. Ali b. Ebu Talib [radıyallahu anhüma] anlatıyor:

Ben, Resulullah’tan [sallallahu aleyhi vesellem] şunu ezberledim:

Sana şüphe veren şeyleri bırakıp şüphe vermeyen şeylere yönel. Çünkü doğruluk kalpte oluşan bir huzurdur, yalan ise kalpte oluşan bir şüphedir.”


Ebu Süfyan Sahr b. Harb [radıyallahu anh], (Bizans Kralı) Herakleios ile aralarında geçen uzun konuşmayı aktarırken şöyle demiştir:

Herakleios, “O peygamber olduğunu iddia eden adam size neler emrediyor?” diye sordu. Ben de, “Yalnızca Allah’a kulluk edin, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın, atalarınızın söylediklerini terkedin” diyor ve bize namazı, doğru söylemeyi, iffetli olmayı ve akrabayı gözetmeyi emrediyor, dedim.


Bedir mücahidlerinden “Ebu Sabit”, “Ebu Said” ve “Ebu Velid” künyeleri ile meşhur olan Sehl b. Huneyf [radıyallahu anh], Hz. Peygamber’in [sallallahu aleyhi vesellem] şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

“Kim ki bütün samimiyetiyle Allah Teala’dan şehit olmayı isterse, yatağında vefat etse bile Allah Teala onu şehitlerin mertebesine ulaştırır”


Ebu Hüreyre’den [radıyallahu anh] rivayet edildiğine göre Resülullah [sallallahu aleyhi vesellem] şöyle buyurmuştur:

“Önceki peygamberlerden biri -salat ve selam üzerlerine olsun- savaşmaya çıktı. Hareket etmeden önce kavmine, ‘İçinizde yeni evlenip de eşiyle beraber olmamış olan, ev yapıp da damını yapmamış olan, gebe koyun veya devesi olup doğum yapmasını bekleyen kimseler benim ardımdan gelmesin’ dedi. Daha sonra yola çıktı, ikindi vaktinde veya ikindi vaktine yakın bir zamanda düşman diyarına ulaştı. Güneşe seslenerek, ‘Sen de, ben de Hak Teala’nın emriyle hareket ederiz’ dedikten sonra, ‘Allahım, güneşin bizim üzerimize batmasını geciktir’ diye dua etti. Allah Teala da orayı fethedinceye kadar güneşin batışını geciktirdi. Nihayet alınan ganimetler bir araya toplandı. Ganimetleri yakmak için gökten ateş indi fakat yakmadı. Bunun üzerine peygamber, ‘İçinizde ganimetten mal kaçırmış hainler var, her kabileden bir kimse bana biat etsin’ dedi. Biat sırasında bir adamın eli peygamberin eline yapıştı. Bunun üzerine peygamber, ‘Hıyanet sizin içinizdendir, senin kabilen bana biat etsin’ dedi. Bu sefer de iki veya üç kişinin eli peygamberin eline yapışınca, ‘Hıyanetle alınmış mallar sizin içinizdedir’ dedi. Bunun üzerine onlar sığır kellesine benzer altından yapılmış bir kelle getirdiler. Peygamber bunu ganimet malları arasına katınca ateş gelip hepsini yaktı. Ganimet malları bizden önce hiçbir peygamber ve ümmetine helal kılınmamıştır. Ancak Allah Teala zayıflığımızı ve acziyetimizi bildiğinden ganimeti bize helal kıldı.”


Ebu Halid Hakim b. Hizam’dan [radıyallahu anh] rivayet edildiğine göre Resul-i Ekrem [sallallahu aleyhi vesellem] şöyle buyurmuştur:

“Alıcı ve satıcı, birbirlerinden ayrılmadıkça alışverişi bozup bozmamakta muhayyerdirler. Eğer her ikisi de doğru söyler ve malın ayıbını açık olarak beyan ederlerse, alışverişlerinde bereket hasıl olur. Şayet malın kusurunu gizleyip yalana başvururlarsa alışverişlerinin bereketi kalmaz.”


 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.