Cenab-ı Hak Her Yerde Hazırdır

Cenâb-ı Hakk’ın her yerde hazır olduğuna dair büyüklerden birinin evinde bir sohbet olur. Ev sahibi bu hususta itikadını bir türlü düzeltemez ve şeyhlerden birine müracaatla sıkıntısını gidermesini rica eder. O da, “Bir fakir adam var, eğer ona 10.000 dinar verirsen bu sıkıntını hallederim” der. O adam da kabul eder.

Şeyh der ki: “Hz. Peygamber (sav) zaman ve mekanı geçerek mi’rac gecesi Rabbü’l-alemin’in huzuruna varınca, ‘Senin kendi kendini sena ettiğin gibi, sayısız hamdü senalar senin üzerine olsun‘ diye arz etti. Hz. Yunus aleyhisselam da balığın karnında, ‘Senden başka hiçbir ilah yoktur, seni teşbih ederim,  gerçekten ben haksızlık edenlerden oldum‘ (Enbiyâ 21/87) diye arz etti. Her iki peygamber-i zişan da, isen’ hitabıyla Cenâb-ı Hakk’a hitap etmişlerdir. Çünkü ‘sen’ (ente) kelimesi ile gayba değil, ancak var olana, orada bulunana, muhataba hitap olunur.

O halde Hak zaman ve mekanları geçtikten sonra hazır olduğu gibi, denizin dibinde ve balığın karnında da hazır demektir ki bu sebeple ‘entel hitabıyla ve kendi huzuruyla kendisine müracaat olunmuştur. İşte bundan dolayıdır ki Allah Teala zamandan, mekandan münezzeh  olarak her yerde, her mekanda hazır ve mevcuttur.” Ev sahibi ikna olur ve 10.000 dinarı verir. Para o fakire verilir, o da borçlarını öder.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.