Amin Denilmeyecek Dua

İnsana öyle bir ayna gerek ki ona bakarak kendi ayıplarını görebilsin ve o ayıplarından kurtulmaya çalışsın. Görünürde bir ayıp ve eksiğimiz bulunmasın diye çeşitli süslerle onu bezemeye çalışırız. Fakat ilahi dergah olan kalbimizdeki çirkinlikleri hiç dikkate almayız. Orada, insanlık hakikatinin gerçek yüzünde zulmet, küfür veya inkar mı var? Şirk ve nifak mı, cehalet ve gaflet mi var? O ilahi güzelliğin görülmesine engel başkaca ne gibi perde ve zulmetler var? Bunları hiç düşünmeyiz. Müminin aynası İslamiyet’tir, Kur’an’dır, Peygamberimiz’in izinden ve evliyaullahın yolundan gitmektir. insana bir terbiyeci lazımdır ki onun sözleri, hareketleri, tavır ve davranışlarıyla kendi durumunu ölçüp tartsın, ona tabi mi olmakta, yoksa muhalefet mi etmekte olduğunu anlasın. Şayet muhalefette ise ona tabi olmaya yönelsin ve gönlünü daima onun gönlüne karşı tutarak nasıl gerekiyorsa öyle hareket etsin…

Yok, böyle şeyler düşünmez, durumumuzu ve hareketlerimizi düzeltmeye çalışmazsak, Hak’tan uzaklaşmamız kesinleşir ki dilimizle demesek bile, halimizle, “Ya Rabbi! Ben ne seni isterim ve ne de cemalini… Buradayken ben nefsimin her türlü arzu ve hevesini yerine getireyim; sen Kerim ve Rahim’sin, nasıl olsa orada beni bağışlar ve cennetine koyarsın. Orada da bu şekilde rahat ederim” demiş oluruz. Fakat bu duaya sen amin dersen ben de diyeyim. Ama sen de kabul edersin ki bu dua, amin denilecek dua değil.

Cenab-ı Hak, Kerim ve Rahim’dir, amenna, fakat aynı zamanda Cebbar ve Kahhar’dır, Müntakim’dır, şiddetle intikamını alır. Bu sebeple, ilahi isimlerini asla unutma… Hiç olmazsa O’nun Kerim ve Rahim ism-i şeriflerinden haya et de O’nun rıza ve yakınlık ve marifetinin yolunu tut. Sen de Rahim ol da bu kalbi bu ruhu ve bu sırrı yani bu mukaddes emanetleri berbat ve mahvetme. Hem kendine ve hem de bunlara zulmetmeksizin, onları aslına kavuşmaya layık bir seviyeye getirmeye gayret et…

Evliyaullahtan biri, kıyametin koptuğunu rüyasında görür. Sorgu ve hesaptan sonra cennetlikler cennete ve cehennemlikler de cehenneme gider. Cennetliklerden, cennete nasıl girdiklerini o zat sorar. Cevaben onlar, “Nefse muhalefet etmekle ve Hakk’a tabi olmakla” cennete girdiklerini bildirirler. Bu defa, cehennemliklerden cehenneme giriş sebeplerini sorar. Onlar da, “Nefse uymak ve Hakk’a muhalefet yüzünden” ateşe layık olduklarını bildirirler. Bilmem ki bizi, böyle rahat ve mutmain kılan şey nedir? Ne azap ve rabbani tehditten ne peygamberlerin korkutmalarından ve ne de bu kadar evliyanın haber verdiği kötü sondan korkuyoruz ki gözümüz o kadar pek ve o kadar kuvvetli…

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.