Allah’a Koşmak

Biz Hakk'a kaçmakla görevliyiz

Allah’a Koşmak; Malum ya, evliyaullah dilinde bu alemlerin dışına celal ve batınına da cemal denir. İnsan, gerektir ki kendisini mağrur eden ve her şekilde Rabb’inden mahrum ve perdeli bırakan celalden kaçsın… İnsanın her türlü nimetlenmesine sebep olan cemale vuslatla onda karar eylesin… Biz Hakk’a kaçmakla görevliyiz.

Emir, “Hepiniz Allah’a kaçınız” (Zariyat 51/50) şeklindedir. Nitekim Resul-i Ekrem de [sallallahu aleyhi vesellem], “Bir kimsenin düşüncesi sürekli Allah olursa, ona Allah Teala kafidir. Düşünceleri Allah’dan gayri şeylerle dopdolu olan kimseler Allah’ın nazarından düşmüştürler. Onlar dünyanın hangi vadisinde helak olursa olsun, Cenab-ı Hak onları umursamaz “ buyurmuştur.

Cenab-ı Hak tertemiz olmak isteyenleri ricalullahtan sayıyor. Nitekim, “Onda temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah da çok temizlenenleri sever” (Tevbe 9/108) ayet-i celilesi buna delildir ki burada kastedilenler, henüz temizlenmemiş olmakla beraber, arınıp paklanmayı sevenler ve isteyenlerdir.

Cenab-ı Hak evliyasında bizzat tasarruf etmektedir. Onlara ne lazımsa, keşif ve keramet mi, yoksa ilim ve marifet mi, evet ne lazımsa onu ikram ve ihsan buyurur.

Kerametin en büyüğü nefsin ıslahı ve ona Hakk’ı kabul ettirip ahlak-ı ilahiyye ile ahlaklanması ve bir de ilahi ilimlerdir.

Malik b. Dinar hazretleri ile, henüz genç bulunan Sabit el-Bünani hazretleri, birlikte Rabia el-Adeviyye hazretlerini ziyarete giderler. Rabia, Malik b. Dinar hazretlerine, “Niçin ibadet ediyorsun?” diye sorar. Malik b. Dinar, cevaben, “Cenab-ı Hak cennetleri vaat ediyor ve naim cennetine teşvik buyuruyor. Bu sebeple ibadet ediyorum” diyor. Rabia, “Öyle ise sen cimri bir adama benziyorsun. Allah’ı bırakmış, cennet için kulluk ediyorsun” der.

Hz. Rabia aynı soruyu bu defa Sabit el-Bünani hazretlerine sorar. O da, “Cenab-ı Hak cehennemle bu kadar korkutuyor. Bu yüzden oradan kurtulmak için ibadet ediyorum” deyince, Hz. Rabia bu defa da cevaben, “Sen de kötü bir köleye benziyorsun. Zira kölenin böylesi, efendisinin dayağından korktuğu için kölelik eder” diye buyurur.

Bu defa onlar ibadet ve kulluk sebebini Rabia’dan sorarlar. O da, “Ben Rabbime ancak şevkimden, muhabbetimden kulluk ederim. Cennetine veya cehennemine koyarmış ben öyle şeyleri ne düşünür ve ne de bilirim. Ben O’nun hükmüne razıyım” diye cevaplandırır.

Hakikaten öyle… Cenab-ı Hak mademki her zaman Rabbimizdir, şu halde gerektir ki kul da her zaman kulluğunda daim ve pazarlıksız ola… Fakat bu da sözle olmaz. insan böyle söyler de gene de Allah katında bir sineğin kanadı kadar değeri olmayan dünyanın en ufak bir şeyine duyduğu alakayla, onun arkasından durmadan koşar.

Mescidde dua eden bir a’rabi ile Hz. sıddık’ın dualarını dinleyen Hz. Ali’nin [kerremallahu vechehu],

“De ki: Herkes, kendi mizaç ve meşrebine göre iş yapar” (isra 17/84) ayet-i celilesini okuması ile ilgili hadise malumunuzdur.

Zatın birine, “Efendim, eski müslümanların, vaizlerin nasihatleri neden çok tesir ediyordu da şimdikilerinki etmiyor?” diye sormuşlar. O zat da şöyle cevaplandırmış: “Bu hal üç sebepten dolayıdır. Onlar:

  • İslam’ın izzeti için, 
  • Allah rızası için,
  • Müminlere karşı şefkatle dolu oldukları için nasihat ederlerdi.

Biz ise:

  • İzzet-i nefsimiz için,
  • Dünyalığımızın çoğalması için,
  • Halka kendimizi büyük göstermek ve tanıtmak için vaaz ve nasihat ederiz.

    Tabii bu da tesir etmez.” Evet doğru söylemiş…

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.