Ahirete Hazırlık

Adamın biri annesine, “Ana, sen ölümden korkar mısın ve ölmek ister misin, istemez misin?” diye sormuş. Annesi de, “İstemem” demiş. Oğlu sebebini sorunca kadın şu cevabı vermiş: “Oğlum! Biri, büyük bir zata karşı üç veya beş kere kabahat etse mümkün değil, artık o zatın yanına bir daha gidemez. Bana gelince, bütün ömrüm günahla, isyanla geçti. Artık nasıl ve ne yüzle Rabbü’l-izzet’in huzuruna gideyim, o padişahlar padişahı olan Hak Celle ve A’lâ hazretlerinin huzuruna nasıl çıkayım? Hazırlıksız, tedariksiz, azıksız buradan nasıl gitmek ve ölmek isteyeyim?”

Evet hakikaten böyledir. Mademki ölümden korkuyoruz ve bir hazırlıkta da bulunamadık diyoruz, o halde daha ne duruyoruz? Ne yapacaksak biran evvel yapalım. Yarın vakit ve fırsat müsait olur mu olmaz mı, bunu bilmiyoruz. Her geçen gün, bizim ömür sermayemizden eksiltiyor. Sonra bu sermaye birdenbire tükenir de haberimiz olmaz. O vakit, “Buyurun!” derler. Eğer hazırlığımızı yapmaz, bugünden başımızın çaresine bakmazsak, demek ki bu sözlerimiz de bu iddialarımız da hep yalandır, riyakarlıktır, sahtekarlıktır. Ancak bilelim ki nefsimiz, hoşuna giden hazlara, yukarıda geçtiği üzere, devam edebilmek için bizi böyle sözle, şekli bir pişmanlıkla oyalayıp duruyor.


Nefis insana düşmandır. Düşman sözüyle hareket etmek akıl işi değildir. Tedariksiz, hazırlıksız olduğunu bilen kimse hiç durmaz, geciktirmeden kaybettiğini telafi etmeye koyulur ki akıl da akıllılık da budur.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.